neler oluyo?

depresif bireyler için

içimde ölen biri var. — 24 Aralık 2021

içimde ölen biri var.

merhaba dostlar, birkaç haftadır çok yazmıyordum biraz kafa dinlemeye ihtiyacım vardı açıkçası. işe yaradı mı tam olarak bilmiyorum ne umdum da ne buldum. çok da önemsemedim. baş başa kalmam gerekliydi kendimle. depremler oluyor beynimde ve dışarıda siren sesi var. bazen şarkının akışına bırakıp hissettirdiği neyse büyümesini beklediğim anlar oluyor. ve tam şu an mesela o anlardan biri yaşanıyor.

hadi bir şeyler söyle, çocuk gözlerim dolsun. duygusal bi’ topa dönüştüm yine. ara ara yokluyor böyle. neler yaşadım lan ben farkındalığı geliyor. kızdığım ve hak verdiğim yerler var kendime. siktimin şehrinde geçirdiğim yılların kaçını yaşadım harbiden? yüzde versem veremiyorum mesela. insanoğlu garip cidden. kontrolü kaybettiğim çok yer oldu. insanın kendi kontrolünü yitirmesi… çok garip gelmiyor mu? yaşasam da idrak etmekte zorlanıyorum. araba kazası yaşamak gibi aslında. anlık oluyor ve sonrasında sonuçlarını fark ediyorsun. kaporta çizilmiş devam edelim de diyemiyorsun amk. yani kısaca ben arabayım. vıınnnnnnn. motor benim komutanım gibi deliricem…

bir gülsen ağlayacağım, bir gülsen kendimi bulacağım. istediğin kadar kız, istediğin kadar söv ve istediğin kadar kendi yoluma bakıyorum de. başladığın noktaya geri dönüyorsun. nasılını falan bırakalım bir kenara. artık nedenlerden çok sonuçlara bakılan yaşlardayız. yaz bunu güzel laf. ben de sonuç odaklı olayım dedim. bir süredir öyle yapmaya çalışıyordum. her şey rutine bağlamıştı falan. sonra işte. sıkıldım kendimden. bünye rutine alışık değil ve alışmadık götte don durmuyo tam olarak. önce bünyeyi alıştırcaz rutine. yaş olmuş yirmi beş. hastalığı rahatsızlığı falan sikerler kardeşim. o göte o donu gerekirse bantlıcaz aslan parçası. aslan parçası benim.

uzun bir aradan sonra yazmak iyi geldi. ve uzun zamandır bu şarkıyı bilerek ne dinliyordum ne de söylüyordum. çünkü içimde intihar korkusu vardı. bir gülsen ağlayacağım demiştim ya işte. hadi ağlayalım.

müthiş bi’ aşkla.

bir bakmışsın — 12 Aralık 2021

bir bakmışsın

yeni yaşımın ilk yazısına hoşgeldiniz. altınoluk sahil yolundan tüm dostlarıma selamlar. zor kararlar alıp uyguladığım zamanlardan geçiyorum. zor zamanlar olur nasıl çıkarsan içinden omurgan öyle şekillenir falan diyolar umarım sürüngen olarak hayatıma devam etmem…

çokça dile getirdiğim yarım kalma mevzusuna artık bir son vermemin zamanı geldi. kendi kendimi tamamlamaya çalıştığım bir sürece girdim. bazen kendi parçan bile olsa kesip atmak gerekiyormuş. yokluğuna alışmaya çalışmak diye bir şey yok, alışmak zorundayım. aldığım kararların arkasında durma vakti.

tedavi süresince ciddi kararlar almamaya dikkat ediyorum. belki de tedavinin bir sonucu olarak yapıyorum bunu, bilmiyorum açıkçası zorlanıyorum birçok konuda. gözlerimin dolduğu çok şey var hala.

şarkılarla anlatmak istemiştim bazı dertlerimi. bir bakmışsın ben yokmuşum. kısaca benden değerli değilsin falan işte. dengesizliğin dengesinde savrulmaktan bıkmışım. her gün bir şeyler beklemekten, olur mu olacak mı telaşından. kararlıyım üzüldüğüm veya yoluna koyamadığım ne varsa…

bende böyle bu aralar. kafamı hissetmiyorum. sizde neler oluyo?

24’e veda — 8 Aralık 2021

24’e veda

merhaba dostlar, çok uzun uzun yazmak isterdim ama bir saatim kaldı yeni yaşıma o yüzden belki de kısa tutabilirim bu vedayı. o kadar çok şey öğrendim ki senden, öyle güzel şeyler yaşattın ki uğruna ölmeye değer. bir yaşı daha eskittim. bunları eskitip eskitip balatta antikacı mı açsam? tutar gibi sanki mezat falan da yaparız?

işin esprisi bir yana gerçekten çok şey kattı bana ve ilk kez gerçekten büyüdüğümü hissediyorum. bu yaşın anlamı biraz farklı oldu benim için. en değerlimi söküp aldığı gibi ne kadar değerli olduğunu da hatırlattı. geçmişin kirli yüzünü artık örtmeden onunla yüzleşebilmeyi, korkularımın üzerine gidebilmeyi öğretti. yokluğunun melankolisiyle sevmenin tanımını yaptırdı hatta. güzel anılarım kadar, hafızamdan silmek istediğim şeyler de yer aldı içerisinde. gerçekten kah ağlayıp kah güldüğümüz bir yaşımı geride bırakıyoruz dostlar. tabii ki bunun da dramasını yapacağım. ekstra anlamlar yükleyeceğim yeni yaşıma. her yaşın getirdiği gibi yeni hayal kırıklıklarını da kucaklayacağım bu sefer. kendimle olan kavgama 24’le son verdim. kavga etmeyin guzum sevin, sevilin.

nasıl geçtiğini idrak edemeyeceğim bir yaşa daha adım atarken, hayatımda olan herkese kocamanından öpücükler ve sevgiler. sizler gerçekten çok değerlisiniz lan! hepinizi tek tek değil ama genel olarak çok seviyom.

hoşçakal 24’üm. bana kendimi öğretsen de beni yarım bırakıp gittin. neyse dostlar, öyle işte. 25’imde tamamlanmam ve yeni yaşım ağrısız başım şeklinde kapatıyorum bu yazıyı.

hasret, özlem ve sevgiyle.

canım sıkılıyor içim — 7 Aralık 2021

canım sıkılıyor içim

merhaba dostlar. bi’ arkadaşımın dediği gibi canım sıkılıyor içim. lan yeminle nasıl bir şey bu bilmiyorum. düşündükçe bu can seni, vazgeçilmiyor. görmeyeyim diye sessize aldım hikayeleri, eskisinden daha sık profiline bakınca açtım geri. saçma sapan bir hal almaya başladı bu iş. sürekli aklımda olan şeylerden geçiş yolu bulamıyorum kendime. sevmek böyle bir şey mi? sevince bazen ayrı kalmak da gerekir mi? hiç bilmiyorum. sizce böyle mi olması gerekiyor? her şeyin cidden bir sonu var mı yoksa bizler mi buna empoze oluyoruz?

son yazılarıma bi’ göz gezdirdiğimde fark ettim ne kadar çok bilmiyorum demişim. kaybolmuş bir şekilde yolumu bulmaya çalışıyorum. unutmadım hiçbir şeyi. her gün daha çok hissediyorum onu nasıl sevdiğimi.

neyse dostlar işte öyle. içim sıkılıyor canım. canım sıkılıyor içim. ne tarafından bakarsanız.

özlemle.

toprak yağmura — 4 Aralık 2021

toprak yağmura

merhaba dostlar, güçsüz hissettiğim günlerden geçtiğimi söylemiştim sanırım. genel olarak bir şey yapmaya güç bulamıyorum. havalardan mı bilmiyorum zira severdim kapalı havaları aslında. bahar geldiğinde mi ben böyle olurum yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar falan diye uzar gider bu paradoks kendi içimde. o yüzden bu karmaşaya son vererek devam ediyorum anlatmaya.

hiç tüm geçmişinizi sorgulayıp napmışım ben veya napıyorum lan ben dediniz mi? verdiğiniz emek, döktüğünüz gözyaşı, sevdikleriniz ve nefret ettiklerinizle yüzleştiniz mi? yüzleştikçe aslında elle tutulur bir şeylerin olmadığını gördünüz mü? kendimi tanıyamadığım çok an var ve yeni yeni fark ediyorum hepsini. bir bir adımlayıp üzerine gidiyorum. kendi içimde büyük bir savaş dönüyor ve ben o savaş hatıralarımı buraya yazıyorum bi’ bakıma. ne şehit ne gazi bok yoluna gitmişim niyazi. pişman olduğum çok şey var ama pişmanlığın faydası yok. o yüzden pişmanlığımı da kucaklayacağım mecbur. kılışdar dedem gibi helalleşe helalleşe ilerliyorum. bu iç hesaplaşmam da beni yatağa bağlıyor. yani o anlamda değil. yoo. öyle bi bağlamak değil…

yine de çıkıyorum yataktan. yine yürüyorum sokaklarda, bazen yan masadaki muhabbete kulak kesilmek için çıkıyorum bazen müzik dinlemek için adımlıyorum bu şehri. yani kısaca her şey akışında. yalnızlığım da dahil buna. bugün günlerden senden sonra. sanki çok sevmiş gibi yapanların ülkesinde kaçacak yer buluruz elbette.

evet yorgunum. evet güçsüzüm ama kendimi yeni tanıyorum. tanıdıkça seveceğim, daha çok tutunacağım kendime. gücümü boşa harcamak yerine, kendime güç olup değiştirmek istediğim ne varsa üstüne gideceğim. ve değiştireceğim. bu blogu okuyorsan zaten bunu yapacağımı da bilirsin. 24 yıllık reklam arası sona erdi diyebilir miyiz? vallahi bir gecede uykusuz kalmadık… geçmişten kalan her şeyle adım adım vedalaşma vakti. vedalaşırken de her duygumu sonuna kadar yaşayacağım. erteleme öteleme yok. ne hissediyorsam o. sonra yeniden severim bir şeyleri. gerçi hep böyle olmaz mı zaten? gelecek geçmişe, geçmiş şimdiye, toprak yağmura, ben sana aşık olurum yeniden.

sevgiyle.

bir ben kaldım — 2 Aralık 2021

bir ben kaldım

bir iki gün aralıklı yazıyorum bu ara çünkü çok iyi hissetmiyorum kendimi. tetiklenmelerim arttı biraz. tedavi süreci ilerliyor ve ben iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum. dürtüsel değil, mantıklı hareket ediyorum. geçmişte yaptıklarıma bakıyorum onları inceliyorum falan. değiştirmek istediğim çok şey var. değiştireceğim. yepyeni bir ben doğuracağım. çünkü bir ben kaldım. tenhasında gecenin avutulmamış ben.

cidden istanbul dönüşü, aldığım kararları sorgulamaya başlayıp çıkmaza düştüğüm bi’ dönemdeyim. kendimi sorguluyorum, yargılıyorum. içimde öfke, kızgınlık falan yok bu arada. acıyarak bakıyorum kendime. keşke daha önce yardımına koşsaymışım. hastalık süresince çok büyük konuştuğum zamanlar oldu ve ne dediysem ya yuttum ya da yapmak zorunda kaldım. o yüzden bu blogda hiç büyük harf kullanmamaya karar verdim. blogun ilk yazısından, bu yazıya kadar hiç büyük harf kullanmadım. böyle ufak şifreler belirliyorum kendime. kendimi kendime hatırlatan.

yazmadığıma bakmayın zira yazmak istediğim, paylaşmak istediğim çok şey var ama şu an susuyorum. kendimi iyi hissettiğimde açarım ağzımı. işi gücü olanlar çoktan gitti. bir ben kaldım. voltasında gecenin hiç uyumamış ben.

uyku düzenim de bozuldu doğal olarak. neyse. olsun gözüm olsun. ne olacaksa olsun. baya şiiri yedirdim bu yazıya. dedikodu ortasında pay edilen krem gibi oldu böyle ama… ayrıldığımı hissediyorum kendimden. bağımsızlık kazanıyorum sanki. git gide hastalıklı düşüncelerden, dürtüsel hareketlerden vazgeçiyorum. yıllardır alışmış olduğum kendimden vazgeçiyorum. o yüzden kendime gelsin bu şarkı. bu da benim sana, ayrılırken hediyem olsun.

ya sonra — 30 Kasım 2021

ya sonra

birkaç gündür pek keyfim yok ve yazasım gelmedi açıkçası. iyi hissetmiyorum ve her şey üstüme geliyormuş hissi var yine. kendimle tanışırken kendime yabancılaşıyorum sanki. geçmişte olan şeyler dürtüyor, hatırladıkça güçsüzleşiyorum. belki de yine sessizleştiğimden. bilmiyorum. bekleme evresindeyim. her şeyi beklemekten de yoruldum. ya sahici bir siktir çekip cidden her şeye sıfırdan başlayacağım ya da artık kendimi affedip her şeyle barışacağım. çocukça kaçmalardan, saklanmalardan yoruldum. sahici bi’ dengesizlik, sahte bir dengeden iyidir.

boğulduğum, yorulduğum günler de geride kalacak. her şey geçti deyip sarılır mısınız o gün, görür müyüz o günü? kestiremiyorum. artık bir şeylerle savaşmak, kavga etmek istemiyorum. fotoğraflar, anılar, bu bloga yazılanlar falan. her şeyle bi’ kavga halindeyim. ne gerek var? bilmiyorum. bu ara hiçbir şeyi bilmiyormuş gibi hissediyorum. her şeyi beklemekten yoruldum. cidden yoruldum yani laf olsun diye değil. tedavi süreci, iş durumu falan. hayat akıyor, zaman geçiyor ve ben bekliyorum. vallahi ismail abi gibiyim. pullu japon balığı böyle. eeen turuncusundan. montumun da turuncu tarafını giymeye başladım yeniden. fazla anlamlı…

bu kavga bitti bence. ben yenildim ve gücüm kalmadı. barışalım artık. geçmişle, şu an ve gelecekle. barışmam lazım önce kendimle. nasıl yapacağım? öğreneceğim. ben illa bi’ yolunu bulurum. hep buldum. yine bulurum. ama yorgunum.

sahici bir dengesizlik, sahte bir dengeden iyi midir yoksa yine ben hatalar zincirine mi giriyorum. çok anlamsız ve dağınık bi’ yazı oldu. benim gibi hissettirdi bu. sanırım şu an benden bir şeyler okudunuz. rol yok, roller yok. sahici bir ben varım. belki de ben buyum. hadi diyelim ki ben buyum, ya sonra?

tek ihtimalli hayat — 27 Kasım 2021

tek ihtimalli hayat

iş görüşmesini atlatmanın verdiği rahatlıkla hepinize içten bi’ merhaba. ne kadar uğraşsak da dirensek de hayatın sürüklediği gibi şekilleniyoruz. bursa bir liman bense bir gemi, bir daha gelirsem siksinler beni diyerek ayrılmıştım. bugün iş teklifini kabul ederek bursaya bir şekilde döneceğimi tasdikledim. siksinler beni kısmı soru işareti… onu da sonra konuşuruz.

ikilemde kalmak ve onlar üzerine oynamak insanı yoruyor. ya tek ihtimal olsun dört elle sarılayım ya da birkaç seçeneğim daha olsun istiyorum. çok şey istediğimin farkındayım bu arada. kolaycılık oluyor bu. kolaycıyım. neyse uzun lafın kısası dün korktuğumu söylemiştim çünkü hangisini seçersem diğeri aklımda kalacak gibi de hissediyordum. neyse ki ikisi de gerçekleşiyor. bir süre daha balıkesirde kalmam gerekiyordu o açıdan da çok iyi oldu. artık benim de elim ekmek tutacak. ehehehehe. 2022’de işe başladım diye güncellerim bio’yu*. bu sefer de dünyada ekonomik sistem falan çökebilir, teknoloji ortadan falan kalkabilir. yaşanır yani. sıradaki ne sizce? uzaylılar mı gelir yoksa dünya savaşı falan mı çıkar?

geyiği bi’ kenara koyup az ciddileşelim mi? hadi azıcık ciddiyet. çok klişe olacak ama hayat seçtiklerimiz ve seçmediklerimizdir sözü işin özü. birkaç güne 25-yirmi beş- oluyorum. şaka gibi geliyor. son dört beş yılı çöpe gitmiş bi’ 25 sene geçti ömrümden. hoş, gerçi boşa geçse de çok şey öğretti. acısıyla tatlısıyla. geldi ve geçti. şimdi yeni yaşımı kucaklamaya hazırlanıyorum. hatalarım, umutlarım, can kırıklarım. hepsiyle birlikte hazırım. bu sefer tek ihtimal var. akıl sağlığım yerinde değilken yaptıklarımı göz önüne alınca gönül rahatlığıyla söyleyebilirim:

beyler masa aynı, yeni oturanı iyi bilirsiniz, sıfır deste, kartları yeniden karıyoruz… bol şans hepinize… karşımda duranların ihtiyacı olacak.

umutla, iyi geceler.

*önceki bio 2020’de şirket batırdım

korkuyorum — 26 Kasım 2021

korkuyorum

bugün uzun zamandır geçirdiğim en zor gündü. yarın bir karar vermem gerek. vereceğim kararın beni nereye sürükleyeceğini kestiremiyorum. tedaviye başladığımdan beri ilk kez kontrolü yitiriyorum hissi var üzerimde. korkuyorum, normal mi?

istanbul çok iyi gelmişti ama döndüğümde bu kadar kaos ortamına düşeceğimi hayal etmemiştim ve istanbulda yaşadıklarımı anlatmak isterken bir anda ciddili konuların içinde buldum kendimi. arkadaşlarımı, dostlarımı, sevdiğimi orada bırakıp gelmişken ve daha bunu sindiremezken geleceğimi etkileyecek bi’ karar vermek ne kadar doğru? ya o işi sadece istanbula yakın diye tercih ediyorsam veya aldığım bu karar bencilceyse? bilemiyorum açıkçası. yeni bir işe hazırım ama yine de kestiremiyorum.

korkuyorum dostlar, normal mi?

yaprak döker bir yanımız — 24 Kasım 2021

yaprak döker bir yanımız

istanbul… bi’ şehir hem bu kadar yaşanmışlık taşıyıp hem bu kadar yaşanmamışa nasıl sahip olur bilmiyorum. geldiğimden beri düşündüğüm, öğrendiğim çok şey oldu. ilacın faydalarını somut olarak gördüğüm anlar da yaşadım, geçmişten izler taşıdığım huzursuzluklar da.

her ne yaşarsam veya hissedersem bir şekilde stabile dönmek güzeldi. derbiyi izlerken sövmeden sakince izlemek de somut bir adımdı benim için. kalabalıklar arasına karışıp istanbulun sokaklarına kendimi vurmak da keyifliydi bu sefer. bunlar küçük şeyler gibi gelse de benim için büyük adımlar. dışarıda gülümseyerek yürümeyi özlemişim dostlarım. onunla yürümek kısmına girmiyorum… onu da sonra anlatırım.

pişman olup keşke dediğim çok şey oldu. istanbulda kaç sene kaldım ama doğru dürüst yaşayamamışım. en büyük keşkem bu. keşke tedavi sürecinde doğru teşhis erken konulsaydı falan filan diye içinden geçirmeden edemiyor insan. güçsüz hissettiğim anlar oldu. gözlerimin dolup adımlarken dizlerimin titrediği sokaklardan da geçtim. evet, itiraf ediyorum ki duygusal bi’ topum.

şimdilik teletabilerin veda vakti. yaprak döker bir yanımız… diğer yanımıza da sonra geliriz.

hoşçakal istanbul. yakında yine bambaşka görüşürüz.