rüyadasın

merhaba dostlar, yelken açtığım hayalin ufukta görünmesini heyecanla izliyorum. çok yaklaştığımın farkındayım, birkaç adım daha gerekiyor, sanırım biraz da yorgunlukla yalpalıyorum. içten içe ne yapacağımı biliyorum ama her hissettiğimin doğru çıkmasını da büyük bir şaşkınlıkla izliyorum. bir bilsem içimde kaç duygu saklı… başlayalım mı?

hikayeler sizi etkiliyor mu bilmiyorum ama ben insanların hikayelerinden çoğu zaman cesaret buluyorum. terim belgeselini izlemeyen varsa bu kısım spoiler içeriyor bir sonraki paragrafa geçin. fulya terim’in söylediği “sen teknik direktör olamazsın” lafına “seni mahcup edeceğim” demesi… ben ingiltereye gideceğim dediğimde gidemezsin diyenleri mahcup etmeme bu kadar az kalmışken ilaç gibi geldi. yaklaştığımı bilsem de insanın içinde birilerinin ona inanmadığında içine ektiği kendinden şüphe etme tohumları kimi zaman hedefine en yaklaştığı anda filizlenebiliyor. terim özel hoca tutup italyanca dersler alırken fulya terim’in “italyancayı öğrenemezsin” demesi ve terim’in ilk basın toplantısını italyanca yapmış olması… kimi zaman en yakınınız bile size inanmazken bir karakter ortaya koyup kendinize inandığınızda hikayeniz başlıyor. sonrasında bir rüyanın içerisinde buluyorsunuz kendinizi işte. dokunmayın, uyanmasın.

kendimle yeterince mücadele ettiğim için başkalarını ekstra uğraş ve ikna savaşına girmek istemiyorum. bu savaşın kazananı hiçbir zaman olmuyor ve kaybedeni hep ben oluyorum. o yüzden inan yok kimseye savaş açasım.

toplumdan kabul görmek için yapılanlar komik geliyor. bizimkiler mesela sağa sola üniversite bitti falan diyorlar, denk geldiğime bitmediğini söylüyorum. yalana dolana gerek yok, bu ülkede para kazanmak için üniversite okumak büyük aptallık. en az 10-15 sene daha da bu düzen değişmeyecek. istediğiniz kadar işinizin ehli olun, avon katalogu gibi üniversitelerden mezun olanlar sizden fazla kazanacak. devlete girseniz her gün maaşınızın eridiğini hissedeceksiniz. özel sektörde zaten emeğinizin karşılığını hiçbir zaman alamayacaksınız. halinden vaktinden memnun olanları bir kenara koyup mutsuzluğunu dibine kadar yaşayanlar için risk almak daha kolay. en dibi görmüş biri olarak şu an belki de ibb’de çok rahat işe girmiştim, paramı kazanıyordum ve garantici olarak hem çevremden hem toplumdan kabul görmenin hazzını yaşıyordum. bazen sıçrama yapmak için iyice çömelmek gerekir, çömeldiğinizde de küçük görülmeniz gayet normal. siz sıçradığınızda da şans, tesadüf vs. diyen çok olacaktır. hiçbirini siklemeden ilerliyorum. kimin ne düşündüğünü biliyorum. sıçramak için artık gün sayıyorum. birçok kişiyi mahcup edeceğimin farkındayım. bıraktım, onların adı yaşasın.

yazdığım hikayenin en başından beri kahramanı olan herkese teşekkürler. bu hikayenin kendim dışında kimseye “istediğini” vermeyeceğim bir sonu olacak. yok yine başa sarasım dediğim ve başa sarmayacağım bir hikaye olmaya devam edecek.

o yüzden dur deme bana duramam, hiç halim yok.

By:

Posted in:


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: