çakıl taşları

merhaba dostlar, altınoluğa gideceğim bir haftayı what a week huh diye bitiriyorum. güzel gelişmelerin yaşandığı, olumlamalarımla enerjimi yükselttiğim ve yükselttiğim enerjimle mütiş işler yaptığım günlerdeyiz. ertelediğim, aklımda olan ne varsa tamamlamaya adım adım başladım. bir süredir aklımda olan yeni albüm fikrini de nihayet kalemimden süzüp gitara aktarabildim. altınoluk sahilini süsleyen çakıl taşlarım var, irili ufaklı, kaybolduğumda yere yayıp yol yaptığım. başlayalım mı?

barba’nın hikayesini anlatmış mıydım daha önce hatırlamıyorum. sevdiğim kişiyle ilk rakıyı içtiğimiz yerin adıyken, barba’nın önünde bulduğum bir yavru kediyle önce kedimin, sonra albümümün en son da şirketimin adı olmuştu. kar tanesi gibi başlayıp çığa dönüşmekle kalmadı, kimi zaman hayatımın en iyi günlerini kimi zamansa en kötülerini yaşadığım bir hikayeye dönüştü. barba albümünü yaparken yeniden sevmeye özlemi, doğru aşkı bulmayı, yanımdayken bile ona olan özlemi anlatan bir hikaye yazmıştım o albümde. neredeyse üç sene geçti çıkalı. aşkı anlatan izler taşırken bir yandan da hayatımı berbat ettiğim bir üç yıldı ve barba’yla başladığım hikayeye yeni bir sayfa açmam gerekiyordu. isim olarak çok düşünmedim zaten dediğim gibi aklımdaydı ve yine şarkıları yazmadan önce albüm tasarımını yaptım. şaşırdınız mı? umarım cevap hayırdır ve beni tanımışsınızdır…

barbat ismini barba’daki hikayeyi zedelediğim ve zaman zaman mahvettiğimi düşündüğüm için seçtim, yani barbat ettiğim çok şey oldu. hayal kırıklıklarımı, ayrılık acımın bana yansımasını, ülkenin genel durumu ve politikanın ruh halimi nasıl etkilediğini anlatan güzel şarkılar oldu hepsi diyebilirim. barba, aşk dolu bi’ albüm olsa da bi’ o kadar da darktı. kaç defa öldüm diyen, sevdiği kişinin hayatında olmadığı takdirde mahvolacağından bahseden bir adam vardı. barbat’ta ise bu adamın olgunlaşmasına, sevdiği kişi hayatında olmasa bile onu sevmeyi öğrenmesine, protest kişiliğine ve biraz da bipolar ruh hallerine atıf yapan bestelerine şahit olacaksınız. barba’nın aksine sanırım sadece akustik olmayacak. bazı girişimlerimden olumlu yanıt alırsam farklı bir yerlere gidebilir belki bu hikaye. benim bir hikayem var, sonunu yazmadığım.

bahsetmek ve anlatmak istediğim çok şey var fakat susuyorum henüz erken. daha önce çok defa hiç oldum çünkü. sen hiç, hiç oldun mu? derken haklı şebo. herkes öyle hiç olup bulanıkmış, berrakmış falan her suyu içmiyor. altımda ağ var bu sefer, yerden yükselmeye devam ederken yere düşmeyeceğimi biliyorum. iyi şeyler olacak. inanıyorum. benim bir sözlüğüm var unutulmuş bir dil. oysa ki içinde her şeyin anlamı gizli.

ne demiştim… benim çakıl taşlarım var. kaybolduğumda yere yayıp yol yaptığım. altınoluk bana iyi gelecek, yaralarımı saracak. seninle kaldığımız yerden geçerken de gözlerim dolacak. olsundu o kadar.

benim bir hikayem var.

sonunu yazmadığım.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bu sitenin arkasında WordPress.com'un gücü var.

%d blogcu bunu beğendi: