ne farkeder

merhaba dostlar, bugünlerde sarhoş değilim ama aklım havada. aslına bakarsanız düşündüğüm çok bi’ şey yok öyle. boş tenhada dolanıp duruyorum ve bu hafta 137k adım atmışım. sikile sikile derviş olduktan sonra yürüye yürüye ermiş olacağım sanırım. başlayalım mı?

bazen geçmişte bulabiliyorum kendimi. o zamanları düşünmek, ders çıkarmak iyi hissettiriyor. eskisi gibi geçmişe takılı kalmadan bunları yapabilmek iyi hissettiriyor. her gün yeni bir şeyler keşfediyorum zihnimde. yarım kalmış her şeyi tek tek tamamlıyorum. tamamlanmayanları planlıyorum falan. bugün biraz sancılı olacak bir şeyi de yapmak için başvuruda bulundum. ismimdeki fazlalıktan kurtulmak istiyordum uzun süredir ve e-devlete başvurma hakkı geldiğinden beri kafamdaydı. dinin temsilcisi gibi anlamlara gelen bi’ ismi zaten taşımak da istemiyordum. insan, adının insanı olmalı. ben adımın insanı değildim. dursaydı bir şey kaybeder miydim? muhtemelen kaybetmezdim ama bir şey, gittiğinde veya kaldığında bir şeyi değiştirmiyorsa fazlalıktır. ismimin fazlalıklarından bile kurtulma evresindeyim. muhtemelen kavga edeceğiz bu yüzden aileyle ama bütün gece, bütün bir ay, bütün sene ne fark eder?

değişiklik yapmayı çok seviyorum. küçük de olsa bir şeyleri değiştirmek bana yenilenmiş hissi veriyor. 2017 temmuzunda ilk kez verdiğim bi’ karardı saçlarımı üçe vurdurmak. temmuzun kavurucu sıcakları gibi üstüme geliyordu dertleeeeerr dertleeer. saçlarımı kestirince böyle bi’ hafiflemiştim. saçlarım değil de dertlerim gitmiş gibi hissettirdi. sonrasında kerametin saçta olmadığını anladım ama bi’ üç yıl geçmesi gerekiyomuş. uzattığım zamanlarda da mutlu olduğum çok an oldu. 2021’in sonunda yine üçledim kafayı. şimdi bakınca, geçmişime göre şimdi daha az saçım var. yalan olmuş yarınlarım biraz da acım var.

yaavaş yavaş hafifliyorum. astroloji ve tarot aşkımdan vazgeçemiyorum. tabii ki ingiltere için de danışıyorum çoğu şeyi. eylül diyorlar ekim diyorlar… gerçekten gönlüme göre olacak biliyorum. özgüvenim artıyor, yaptığım işleri beğeniyorum. iki ay içinde bile tasarım dilim değişti. nerelere geleceğimi görüyorum. bir yıl önceye bakınca, bugün arasında dağlar kadar fark var. ciddi anlamda her şeyde yeniledim kendimi. kendimden ve hayattan beklentiler, hayat gayesi, sevgi, arkadaşlıklar vs yenilenmiş benden çok şey beklesem de bir yıl önce yoktu hiçbir beklentim, zaten olsaydı bile ne fark eder?

özlüyorum bu ara sık sık. ilişki bitse de tam olarak içten bitmiyor, konuşmasan bile kopamıyorsun. değişik bir süreç aslında. ilişki öncesi, ilişki ve ilişki sonrası üç evre kapsamında yaşıyormuşuz bu sefer onu anladım. her insan bir şeyler katıyor, her insandan bir şeyler öğreniyorsun. gerçekten yaşam en iyi öğretmen. yaşayarak öğreniyorum her şeyi. bilmiyorum, belki öptüm, belki sevdim, belki senden bahsettim. ne fark eder?

her şey güllük gülistanlık değil tabii ki. yukarıda bahsettiklerim de güllük gülistanlık değil. her zaman en iyisini beklemek aptallık. her zaman çok mutlu da olamayız. sonsuza kadar süren mutluluk aşırı değersiz bir şey. farkında mıyız bunun mesela? düşünsenize sadece yaz ve bahar yaşıyoruz. güneş bile anlamını yitirir, eskisi gibi enerji vermez. mutsuzluklar, mutluluğu değerli kılar. mutsuzluğun dibini sıyırdığım için bu günlerim çok değerli. bakıyorum mutsuzluklarıma. üzülmüştüm, üzmüştüm biraz üşümüştüm de.

içimde kalan ve keşke daha önce bu modda olabilseydim dediğim çok an var. birazı senden kalan, biraz da senden öncekilerden ne fark eder?

bugünüme vardım, çoktan uyandım.

sevgiyle.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bu sitenin arkasında WordPress.com'un gücü var.

%d blogcu bunu beğendi: