kendimi yediğim yıllar

merhaba dostlar, kendimi yediğim yılları kendime sorduğum yerdeyim. ben bende tutuklu kalıp kendi hayatımdan çaldığım için şu an bu haldeyim. pişmanlıkların yokladığı ve keşkelere boğulduğum gecelerden geçiyorum. yalnızlığın sarıp sarmalarken boğduğu günler yaşıyorum. iki insan görmeye muhabbet etmeye ihtiyacım var. insan harbiden kendine soruyor, neyi ektim ne biçtim?

2016 mayısta bir kızla tanıştım. onunla başladığını söyleyebilir miyim bilmiyorum ama hastalığımı tetikleyen sürecin ilk adımıydı muhtemelen. ilk akıllanmaz uslanmaz hallerimdi, yanlış olduğunu bile bile o adımı atasım vardı. bazen olur öyle, o adım öyle tatlı gelir ki sonunu düşünmezsin. sevdiğiniz bir diziyi düşünün, aşırı merakla bekliyorsunuz yeni sezon yayınlanıyor sadece iki bölümmüş. devamı 10 ay sonra diyorlar. tam böyle bir sevdanın içinde buldum kendimi. üç yıla yakın bu döngüde devam etti. en son kafayı sikme noktasına geldiğimi fark edip bitirdim tamamen. onun duygusal dalgalanmaları o kadar fazlaydı ki ilişki için dalgalanmaktan karadenize dönmüştüm. çırpınırdı karadeniz… depresyona ilk adımı 2016 mayısta atmıştım yani. genetik yatkınlık da varmış baya tatlı geldi valla. 2018’de ilk sabah derslerine gitmeyi bıraktım, sonra baktım derse gitmeyip hiçbir şey yapmamak tatlı geliyo, hiç gitmemeye başladım. okul ve iş için çıkıyordum sadece evden. iş de evimin yanında kafede canlı müzik yapıyordum. evden farksızdı ortam olarak falan. abi ben dört yıl nasıl canlı müzik yaptım nargilecide… yeşil için yapmayacağımız şey yok asdgsadfhsadh. mekana gelenlerin zaten 45 boşanması, 20 kez aldatılması falan vardı öyle bir ortam. paso slow çalıyordum, hoşuma da gidiyordu. majör depresyonun ilk adımlarını böyle atmaya başlamıştım. kazandığım parayla rakı veya bira alıp geceyi öyle tamamlıyordum. sonra her gün içmeye başladım.

24 haziran seçimiyle de dibe yaklaştım. ülkede bir şeyler değişir diye beklerken değişen dönüşen ben oldum. tamamen eve kapanıp okuduğum bölümden soğudum. her şeyi sorgulama noktasına yavaş yavaş gelmeye başlamıştım zaten o da süreci hızlandırdı. sonrasında eylül gibi partide yönetici oldum bir anda, hadi dedim şimdi yapalım değiştirelim bir şeyler falan. beni boğdu boğdu duvara attı gördüğüm ortam. tinder partisine girmişim gibi oldu ben nereye kaydıracağımı bilemeyip daha önceden bildiğim kendi hayatımı kaydırdım. bakmayın bu kadar kolay anlattığıma, kabullenmeyip benle aynı fikirde olanlarla ittihatçılar gibi az sabahlamadık… bir umuttu işte tutunmak istediğim o da olmadı. maddi olarak da sıkıntılar başlamıştı. aileden para almadan yaşamaya çalışıyordum. yaşanmıyordu falan filan işte. sağımı solumu kaplamıştı yani kara orman.

sene sonu kapatmıştım zaten şarteli. yatak ve tuvalet harici bir yere girmiyordum mutfağa bile iki günde bir gittiğim zamanlar oldu. 2018’i netflixle bitirdim, sürekli dizi veya reality şovlara düşüyordum. bomboş bir yaşantı işte o dönemler. finallerde okula gidip ismimi yazıp çıktığım oldu. adını yazana 5 puan yalan aq öyle bir durum yok. denedik onu da denedik… her yıla olduğu gibi 2019’a da büyük umutlarla girmiştim ve aslında ilk etapta istediğim gibiydi. tedaviye 2019 kasımda falan başladım diye biliyordum ama ben 2019 ocakta okuldaki psikologdan randevu almaya ve görüşmeye başlamışım. o sıralar hiç yok bende tamamen flu ama ss’lemişim randevuyu. kendimi, kendim iyileştirmek istemişim aslında, farkındaymışım o dönem de. sonrasında işte bahsettiğim ve minnettar olduğum kişi hayatıma girince bir süre sorgulamaları bırakmıştım. yaz ayları sıkıntılı geçti sanırım öyle hatırlıyorum, yine çok fazla alkole düştüğüm ve her gün içtiğim zamanlar… istanbula enkaz halinde gittim sanırım ya. o dönemler cidden neden bu kadar flu bilmiyorum. neyse işte öyle gelişti ama sorgulamalara ekimde yenildim. gerisini biliyorsunuz bunu da kırkıncıya falan okudunuz heralde. hak ediyorum her milimini bu dik gülüşün. asıl farkına vardığım şeyi tekrar belirteyim: kendimi, kendim iyileştirmek istemişim. bu benim için önemliydi. merhem harbi elimdeymiş ama farkında değilmişim.

uzun bir yazı oldu. kendimi yediğim yılları kendime sordum. eminim daha çok şey anlatabilirim, daha çok yazabilirim. belki de bunu bildiğim için tekrar tekrar aynı şeylerin üzerinden geçiyorum. gerçi bu ara doğru yaptığımı düşündüğüm şey sayısı çok az. her şeyi eksik yapıyorum ve hiçbir şey başaramayacağım korkusu sarıyor. yersiz bir korku olduğunu biliyorum ama işte yokluyor ara ara. geçen gün sağlam bir atak geçirdim. zordu aslında ama atlattım. böyle böyle öğrenip, düşe kalka büyüyorum işte.

daha fazla uzamasın. okuyan herkesin gönlünden öperim.

sevgiyle.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bu sitenin arkasında WordPress.com'un gücü var.

%d blogcu bunu beğendi: