bir hikayem var

merhaba dostlar, ya siyah ya beyaz olmamız gerekmediğini kabullendiğim günlerdeyim. öncesinde deli gibi netliklerin olmasını beklerdim her şey için. deli gibi anlamlı oldu… şimdiyse grinin akışına kendimi bırakabiliyorum. değişik hissettiriyor konfor alanının dışına çıkabilmek. ara ara siyaha veya beyaza çalma isteğim de oluyor. her şeyi yeniden öğreniyorum sanırım. bu ara çok sık değiştiğimi ve büyüdüğümü fark ediyorum. bazen lisedeki çocuk olmak istiyorum mesela üniversite sınavı dışında bi’ kaygısı olmayan, toplum standardını benimseyen biri olma hayali geliyo. o zaman da ben bu kadar farklı biri olur muydum, bu soru korkutuyor. tedavi sürecinde öğrendiğim en önemli şey, ben kendimi, yaşadıklarımı, çevremi seviyormuşum. yirmi beşe, minimum otuz yıllık deneyim sığdırmışımdır. ilginç geliyo aslında yaptıklarım. düşününce çoğu mantıksız ama yine yaşasam yine yapmak isterim. farklı bir hikayem var. en azından bir hikayem var.

kendimi tanımlamam gerekti geçen gün. acayip veya farklı diyebilirim sanırım, itiraz eden olur mu? işte bunu sanmıyorum. bir şekilde farklılaştığımı düşünüyorum. acayipliğimin nasılını bilemem ama hayatına dokunduğum kişiler sanırım farklılıkta daha bi’ aydınlatabilir beni. farklı mıyım lan cidden? merak ediyorum bunu. neden bir hikayem var yazdığıma gelirsek… kendimi tanımlamam gerektiği zaman anladım bunu. yirmi beş yıl öyle bir yaşamışım ki, aslında cidden bir hikaye yazmaya başlamışım farkında olmadan. yaşadıklarım, başıma gelenler, dostlarım, hayatıma girenler ve çıkanlarıyla müthiş bir hikaye koymuşum ortaya. bomboş geçti gibi gördüğüm yirmi beş yıl, bu hikayeyi fark edince anlam kazandı benim için. kimine göre boş bir ömür, kimine göre sadece bir ömür. büyük bir ömür olmuş benimki. standartlarda duramam ki, içimde bir deli kan var.

türkiyenin jeopolitik konumunda olan her noktayı sikeyim ya. az önce gördüm sevgililer el ele yürürken, iki tane orospu evladı gelip çocuğu bıçaklıyor. durduk yere. olaya bak. kanım dondu. en kısa zamanda siktir olup gitmeli geri dönmemek üzere. bu zihniyet harbi hastalıklı. normal değil. anadolu irfanı diye diye hepimizi sikecekler. bizi sikmeseler hayatımızı sikecekler. bir şekilde sikecekler ama onu bilin. gitme konusunda yardım da ederim araştırmanıza falan ama kalmayın burada. nasıl giderizi öğrenelim hep beraber, sevdiklerimizi kaçıralım şu ülkeden ya. yazının bu kısmı tamamen anlık infialle yazıldı o yüzden hikayemle bağlantısı yok tam olarak yok en azından. vallahi mümkün abi, biraz cesaret hadi.

dönelim benim hikayeme. yirmi beş yıllık ilk hikayemi tamamlayacağım bu sene aralığın dokuzunda. nasıl bir son istiyorum, bilmiyorum yazdım ama sildim bunu da belirtmek istedim. biliyorum çünkü. mutlu bir son istiyorum artık hikayeme. gerçekten şöyle yirmi beşlik yaşantıma yakışır bir son olsun. iki intihar, bir iflas, bir siyasi parti yöneticiliği, iki kere üniversite terk, sayısız icra dosyası falan. abicim bu hikayeyi anca mutlu son paklar. hayat tecrübesi yirmi beş yılda, çok şey öğrenmişim. yirmi beş hissetmememin sebebi de bu sanırım. fark etmez gerçi. ben bu hikayeye mutlu bir son yazacağım. ingilterenin güzel sokaklarında, siyasetten uzak bir son… çok yakışır.

bir hikayem var, bu hikayemin de hayal ettiğim mutlu sonu var. ya yazacağım, ya yazamadığım yerleri değiştireceğim. ben anlatmaya devam edeceğim, dinleyen dinlediği, okuyan okuduğu kadarını; yaşayanlar ise mutlu sonsuzu alsın.

hak ettik. sevgiyle.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bu sitenin arkasında WordPress.com'un gücü var.

%d blogcu bunu beğendi: