hayal edemezsin

merhaba dostlar, çalışmaktan buraya zaman ayıramadığım günlerden geçiyorum. yirmi dört saat yetmiyor. bir dizi yeni kararlar, kendime verdiğim üç söz, koyduğum bir hedef ve hedefe kitlenince imkansıza ulaşan ben. bir coşkuyla karşınızdayız!

hadi size süreci anlatayım. yılbaşına yatarak girmeyeceğim diye kendimi ayağa kaldırmamla başlayan bir diriliş. yılbaşı gecesi yatıyordum, planım falan da yoktu. dedim kalk aslan parçası, yürüyerek gir. yeni yıla dakikalar kala çektim eşofmanlarımı yürüyüşe çıktım. bu yıl, kendime yolda geçireceğim bir yıl olsun diyerek başladı. yeni yılın ilk saatlerinde kendime bir söz verdim. uzun zaman sonra verdiğim bir söze, gerçekten inanmıştım. aslında elle tutulur pek de bir şey yoktu. bir hayal, kendime verdiğim bir söz ve noel baba. çok saçmaydı ama… ben eskiye, sözlerim deliye dönmüştü bir kere. akacak kan damarda durmaz, durmadı da.

birkaç gün hiçbir şey yapmadım açıkçası, tekrar bi’ keyifsizliğe bürünmüştüm. balıkesirde dükkan mı beklicem ömür boyu diye kendime söyleniyordum. bursadaki işle ilgili birkaç şey oldu ama ciddiye binmedi falan sonra saldım. youtube’da çok fazla vakit geçiriyordum çoğu da grafik tasarım ve yurtdışı videoları oluyordu. insanlar nasıl gidiyor, benim elimde neler var ve neler yapabilirim diye kendimi dürtmeye başladım yine içten içe. sonra karşıma yıllardır aslında bir şekilde yaptığım grafik tasarım ve deneyim tasarımı anlamına gelen UI/UX çıktı. araştırmaya başladım, araştırdıkça kendimi buldum. daha şevkle sarıldım, ingilteredeki bir abiyle konuştum ihtiyaç duyulan mesleklerde UI/UX var bir bak istersen dedi. türkiyede yaşayan biri olarak bir şeye ihtiyaç duyulmasına sevineceğimi düşünmezdim. günler süren araştırmalar, çalışmalar ve nasıl yapabilirimden sonra şu anki yoğun tempoma girdim. sonrasında scale-up vizesi falan gündeme düştü ve iyice hypelandım.

koşullar ve şartlar belli. mayıstaki galatasaraydan daha tehlikeli bir şey varsa hedefe kitlenmiş benimdir ve bu sene sonunda ingilterede olacağım. hangi şehir olur bilmiyorum ama kendime bir söz verdim. söz, bence kişinin özünden gelir. özünü kaybetmiş biri olarak uzun zamandır kimseye söz verememişim. söz verip tutamadıklarımdan özür dilerim, bir yanılsama içindeymişim. özür de bence kişinin özünden… neyse dönelim konumuza. eksik belgelerimi bir bir tamamlıyorum. google’dan financial aid aldım. amına koyim google’dan 300 dolarlık financial aid aldım. 150 kelimeyi geçen kendimi ve neden bu sertifikayı istiyorumu anlatan essaylerimle. baba bakın ben en son essay yazdığımda sene 2016 falandı. eğitimin özelliği sertifikası ingilterede geçerli, mesleğimde yeterli olduğuma dair google’dan alınan belge. cayır cayır yanıyorum hanımlar beyler. bir yandan da tüm cihazlarımın dilini ingilizceye çevirdim, dinlediğim müziklerin hepsi ingilizce. telefonumun, bilgisayarımın arkaplanı londra, twitter’da birleşik krallık bayrağını taktım bile. god save the queen… gece spaces’te ingilizce odalar dinleyerek uyuyorum. ielts’e falan hazırlanmaya başladım. içinden geçicem hepsinin.

hava hafif kapalı, serin ama üşütmüyor, themes nehri yanında yürüyüşe çıkmışız. dinlenmek için bir banka oturuyoruz. karşımızda tower bridge…

milyon kez anlatsam, hayal edemezsin.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bu sitenin arkasında WordPress.com'un gücü var.

%d blogcu bunu beğendi: