yorgun demokrat

merhaba dostlar, karanlık yollardan geçip zehir gibi sular içtikten sonra yeniden buradayım. öğle vakti niye burdayım bilmiyorum ama yazıp içimi dökesim geldi. yurtdışına gitmenin çeşitli yollarını ararken denk geldiğim yepyeni fırsatlar, heyecandan unutup not almalar falan… aldım başıma belayı kısaca. söz verdim kendime tutucam bu sözü aferin bana. yeni yıla londra sokaklarında girmek mi… hayali saç beyazlatır. şaka bi’ yana bugün ilk ciddi adımlarımı atmaya başladım bu konuda. önümüzdeki sene adalardan bir yar gelir ezberleyin istiyorum. kendime gelsin. biraz daha netleşsin ve süreç ilerlesin, neler yaptım falan gibi bir post geçerim buraya. bu ülkeden siktir olup gitmenin zamanı geldi.

ömür dediğin geçiyor öyle ya da böyle. ne yaşaman gerekiyorsa onu yaşıyorsun. yirmi beş senem bu ülkenin koşullarına ayak uydurayım, siyasete girip bir şeyler değiştireyim, şöyle milliyetçi böyle türkçüyüm diye geçti. yirmi beş sene. deli sikti herhalde beni, bu milletin milliyetçiliğini yaptım. muhalefetinden iktidarına, marabasından akademisyenine baştan aşağı siki tutmuş vaziyette. hala idealist yaklaşıp uğraşan didinen vardır diye söylüyorum lütfen yapmayın. cebinize bir şey girmeyecekse siyasetle uğraşmayın. siyaset, ideolojinizi yansıtan bir parti bulup mücadele edeceğiniz mecra değil. siyasetin peşinden koşturtan her duygu, güdülmenize sebep olur.

harcadığın ömürden eline kalan şey sadece tecrübe oluyor. hatalar yapıyorsun, düşüyorsun kalkamıyorsun, yeniliyorsun eziliyorsun en sonunda yine kalkıyorsun. her şey bir döngü içerisinde devam ediyor aslında. düşünsenize dört milyar yıllık gezegenden bahsediyoruz. soyu tükenenler, evrim geçirenler, doğal seçilimler falan filan. evrenin büyüklüğü falan var ki oralara giremedik bile henüz. her dönem bir döngü aslında. sizi tanıyan son kişi ölümü tattığında siz de tamamen tarih oluyorsunuz. yani bundan yüz yıl sonra dertlerimizi bilen kimse olmayacak. ne zorluklar çektiğimizi torunlarımız bile siklemeyecek belki. her şeyi fazla ciddiye alıyoruz. gereğinden fazla anlam yüklüyoruz. belki de bunları yaparak yaşadığımızı hissediyoruz. felsefi girdim biraz ama… kainatın içinde muhatap olduğumuz tiplere bak, şansımızı sikeyim diye isyan ederek belki de dünyevi hayatın fırsatını kaçırıyoruz. çok böyle metin hara kitabı gibi olsun istememiştim. duygularım buraya sürükledi. ayağa kalk zıpla falan demicem merak etmeyin. gerçekten yaşamak için çok kısa bir süreye sahibiz. biz ölsek de devam edecek döngüde, çöldeki bir kum tanesiyiz. spice’lı olanından ama.

felsefi muhabbetler bir yana kendime yeni bir rota çizmekten çok mutluyum. geleceğim için gerçekten umutluyum. beni ayakta tutan burası, gitarım ve dostlarım. kendime umut aşılayan da benim. keşke deneseydim diyenlerden olmadım genelde de risk alıp toplumsal normlara karşı koyacak kadar cesurum. hala bir üniversite diplomam yok. kendimden vazgeçtim. iki kez hem de. bunlarla gurur duymuyorum ama en azından birinin reçetesi var asdgasdh. kendimin sınırlarını gerçekten zorlamak istiyorum. yeteneklerimin, karakterimin ve kendimin farkındayım. evet, bambaşka bir benlikle ileriye bakıyorum artık. eskisi gibi dürtüsel değil, bu sefer sağlam adımlarla bir hayat inşa ediyorum. olur, olmaz bilemem. olmazsa da şarkı olur bu hikayem.

cesur, güçlü ve kendini seven birinin blogundasınız artık. asıl şimdi hoş geldiniz.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bu sitenin arkasında WordPress.com'un gücü var.

%d blogcu bunu beğendi: