merhaba dostlar, iyiymiş gibi yapanların ülkesinde düşünmeden verilen iyiyim cevabı gibi standartlaşmasın istiyorum bazı şeyler. sizde neler oluyo bilmiyorum ama… geleceğe doğru attığım her adımda sanki üstüme basıyorum. bir adım geri çekiliyorum, deli gibi sis çökmüş. bir teselli olmasın hayatta olmam, gerçekten nefes almak değil yaşamak istiyorum.

herkesin yaşam denen büyük bir koşuşturmada neler kaçırdığını fark etmemesi ne acı. bugün geç kalmışlığım altında ezilirken duyduğum sesler, kaburgalarımdan gelmiyor. gülmeyi unutmuş, ağlamayı bilmeyen ve öncesi olmayan bir adamın gülüşü bu. o gülüşün kıymetini bilmeliyim çünkü attığın tohumun filizlenmesi bu. teşekkür ederim önce kendime, sonra sana.

hani bir sabah elinde poşetle kapıma dayanıp “terliklerimle değil ama spor ayakkabılarımla geldim” demiştin. hani sekiz martta kadınlar günü ayağına bir demet papatyayla balatın dört yanını geçip yanına gelmiştim. şu an her birinin anlamı daha farklı. her biri anı daha net. öyle şeyler yaşattın ki uğruna her şeye değer. yaşarken kaçırdığımız her anın kıymetini yeniden yaşarmışçasına biliyorum artık. geçmişte kalmadım. geçmişe bakıp ahlanıp vahlanmıyorum. her anıdan çıkardığım anlamlar beni tamamlarken, ben de kendi yaralarımı sarıyorum. hatırlıyorum. hatırladıkça daha çok seviyorum.

yolunu kaybedip dünyaya düşmüş bir meleksin. vazgeçerim sanıyorsan kendini kandırıyorsun. vazgeçilir mi senden?

nasıl olsa geçer diyorsan, geçmez birtanem vazgeçmez yüreğim. sen orada durdukça, pes etmez yüreğim. yanisi şu…

yok böyle bir şey.