kendi evimde deplasmandayım

merhaba dostlar. sık sık yazdığım dönemlerden geçiyorum ya anlatacağım şey fazla oluyor ya da fazla bunalmış oluyorum. bu aralar kendimi geliştirmeye takmış durumdayım ve taktıkça hiçbir şey yapamadığımı fark ediyorum. yine kısır döngüye gireceğimi fark edip çektim kendime siktiri şimdi gitsin sağda solda geliştirsin kendini. boktan bi’ gündü yine yani aslında sıradan bir gündü falan filan. yazıp yazmamak arasında gidip geldim çünkü kendimi rahat hissetmeyince kendim olamıyorum. bu yazdıklarım da bi’ sike yaramıyor o zaman. anladığınız üzere yazmaya karar verdim. olabildiğince kendimim. başlayalım mı?

başlık bu çünkü uzun zamandır böyle hissediyorum. insan bir kere kopunca, bir daha hep deplasmanda hissediyor. yalnız yaşadığım günleri yad ediyorum, gözümden bir damla yaş da süzülüyor arkasından. gece dertlenip fatihi aradığım balat sokaklarını, yeminle hiçbir şeye değişmem. bazen söz veriyorum kendime, gideyim bu hafta diye. sonra bir anda anlamsızlaşıyor her şey. siyah beyaza bürünüyor koca istanbul. bunun arkasından yazdığım için ağzıma sıçacaklar biliyorum ama istanbul da deplasman oldu bana. yıllarca süründüğün sokaklarda yeniden sürünürken, gidecek evinin olmadığını fark etmek koyuyor lan insana. balattan çıktığımdan beri evimde hissettiğim sadece bir ay oldu. balıkesir’de gerçekleşti ama ev koşulu sağlanmıştı. yani köşeyi dönsem ölüm, düz gitsem hayat. ana avrat düz gidersem karşıma ne çıkar bilmiyorum. bazen çok şey bekleyebiliyoruz kendimizden. yaşanan, yaşanmayan o kadar çok şey birikmiş ki düşününce ardı arkası kesilmiyor. bir kere 70’lik aldık, 2019’un martında bir gün. fatihle amı götü dağıtana kadar içmiştik. en son balatta oraya buraya çarpa çarpa yürüdük. ayılmam için kahve yapmıştı, içmemek için diretmiştim. bir de buna şahit olan aşık olduğum kadın kısmı var ki… trajikomik.

evde olduğumu biliyorum ama evin içi boş geliyor. benimmiş hissi, aidiyet hissetmek falan yok. evet, yatıp kalkıyorum falan işte. sonra dönüp üstte yazdıklarıma bakıyorum. bir yerin ev olması için ne gerekiyor? cidden soruyorum bunu. daha önce bir insan sizin eviniz oldu mu hiç? hiç bir meyhaneyi evinizmiş gibi benimsediniz mi mesela? ya da salaş bir kafeye gereksiz anlamlar yüklediğiniz olmadı mı? böyle yarak kürek sorularla karıştırabilirim aklınızı. benim hepsine cevabım evet. peki ne oldu sonra onlara? eviniz olarak kaldı mı yoksa birer deplasmana mı dönüştü?

ben bu sıralar kendi evimde deplasmandayım. özledim lan işte her şeyi. saraylarda süremem, balatta sürdüğümü. götünü siktimin balkesi.

bu sefer nasıl bitirmem gerektiğin bilemedim ya dümdüz bitti işte.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bu sitenin arkasında WordPress.com'un gücü var.

%d blogcu bunu beğendi: