istanbul… bi’ şehir hem bu kadar yaşanmışlık taşıyıp hem bu kadar yaşanmamışa nasıl sahip olur bilmiyorum. geldiğimden beri düşündüğüm, öğrendiğim çok şey oldu. ilacın faydalarını somut olarak gördüğüm anlar da yaşadım, geçmişten izler taşıdığım huzursuzluklar da.

her ne yaşarsam veya hissedersem bir şekilde stabile dönmek güzeldi. derbiyi izlerken sövmeden sakince izlemek de somut bir adımdı benim için. kalabalıklar arasına karışıp istanbulun sokaklarına kendimi vurmak da keyifliydi bu sefer. bunlar küçük şeyler gibi gelse de benim için büyük adımlar. dışarıda gülümseyerek yürümeyi özlemişim dostlarım. onunla yürümek kısmına girmiyorum… onu da sonra anlatırım.

pişman olup keşke dediğim çok şey oldu. istanbulda kaç sene kaldım ama doğru dürüst yaşayamamışım. en büyük keşkem bu. keşke tedavi sürecinde doğru teşhis erken konulsaydı falan filan diye içinden geçirmeden edemiyor insan. güçsüz hissettiğim anlar oldu. gözlerimin dolup adımlarken dizlerimin titrediği sokaklardan da geçtim. evet, itiraf ediyorum ki duygusal bi’ topum.

şimdilik teletabilerin veda vakti. yaprak döker bir yanımız… diğer yanımıza da sonra geliriz.

hoşçakal istanbul. yakında yine bambaşka görüşürüz.